Birincilik-İkincilik Yarışması - İzzet Baysal Vakfı

İZZET BAYSAL VAKFI

İzzet Baysal'lı Anılar

Birincilik-İkincilik Yarışması

#


“Aşağıda, iki mahalle ve okul arkadaşının birbirlerine yazdığı mektuplarda İzzet Baysal’ın çocukluğuna dair bazı anılar bulmaktayız; biz başlığına “ BİRİNCİLİK-İKİNCİLİK YARIŞMASI koymayı uygun bulduk”

22 Nisan 1995

Sn. Kardeşim İzzet Baysal,

Seneler oldu seninle görüşmemiz mümkün olmadı; bu seni özlemediğim anlamına veya görüşmek arzusunda olmadığımdan değil. Senin hayırlı işlerini her zaman takip edip bütün kalbimle takdir etmediğim ve hayır duada bulunmadığım günüm olmaz. Seni Bolulu hemşerilerin değil bütün dünya takdir etmekte ve seninle övünmekteyiz. Tüm aile efradınızın ve özellikle Ahmet bey oğlumuzun isteyerek severek sana yardımcı olması ve işleri takip etmesi gözden kaçmamakta, beraber iftihar vesilesi olmakta.
Canım kardeşim, her zaman çocukluktan başlayarak hayatımızı hatırlama ve anma vesilesi olunca ilk önce seni, Mehmet Şakir ağabeyimizi hatırlarım. Ne zaman bir iş müşkülüm olsa ona başvurur vereceği öğütle işimi yoluna koyarım. İstanbul’a geldiğimiz her zamanda onlara eşimle birlikte uğramadan yapamazdık. Üniversitenin açılışında mutlaka bulunmağa hazırlandım; Maalesef bu da olmadı. Açılıştan beş altı gün önce siyatik oldum.
Eski anılar dedim de hatırıma Allah rahmet etsin Anan Hafıza Behiye Hanım teyzemle Hacı Canip Efendi amcamız geldi. Teyzemizden hem çekinir, hem de yoluna çıkmaktan vazgeçemezdik. Yaz günlerinde hemen hemen iki güne bir Alpağutbey köyündeki bahçeye gider, bizim kapının önünden geçerdi. Akşama doğru yolunu arkadaşlarla birlikte beklerdik. Karşıdan geldiğini görünce hemen sıralanır gülen yüzlerimizle ona bakardık. Gelin işaretinin verilmesini beklerdik. Teyzem izin evvela kaşları çatılır sonra tatlı bir gülümseme ile gözleriyle gelin işareti verirdi. Heybelere giden elleriyle çıkardığı misket elmalarını ve diğer heybeden aldığı birkaç cins erikleri bize uzatırdı; sevinerek alır ve onun “Sakın kavga etmeyin güzel güzel geçinin” sözlerine uyarak tatlı tatlı meyvelerimizi yerdik. Bazen de heybeden salatalıklar çıkar, eğer kalabalıksak bir tanesini ikimize verir "güzelce pay edin" derdi.
Sen de sabah okula gelirken o elma ve eriklerden bir bohça getirirdin. Amma ekseri zaman okula onlardan bana pek az nasip olurdu. Çünki seninle ekseri zaman sınıf birinciliği için kavgalı olurduk. 0 günler ne tatlı günlerdi!..
Baban Hacı Canip Efendiye gelince; asabiyyül mizaç olmasına rağmen bizlere ve müşterilere karşı çok sabırlı olurdu. En iyi emtiayı o getirirdi. Hele bizim okul kitaplarını kitapçıdan titizlikle seçer öyle alırdı. Biz defasından aldığım kitabın iç sahifelerinde matbaa hatası vardı; beş altı gün sonra gidip değiştirmiştim. Birkaç gün sonra da rengini beğenmedim diyerek gittiğimde bir şey demeden değiştirmişti. İlk futbol topunu sende görmüş ve hemen sizin dükkâna giderek istemiş, yetmiş paraya almıştım. Rahmetli bana nasıl şişireceğimi ve nasıl bağlayacağımı bile göstermişti. O günler ne güzel günlerdi; Hey gidi günler Hey!.

Kardeşim İzzet, senin bu kadar hayır işi yapmana hiç şaşırmadım, Çünki sana süt veren Annen İhlas dolu Abdestsiz yere basmamış, çocuklarına haram süt vermemiş tam bir Müslüman hanımdı. Baban dersen herkesin derdine merhem olmağa çalışan Allahını ve Peygamberini bilen bir zattı. Lordlar kamarasının katibi umumisi idi. Sadarete, Meşihate ve her büyük makama yazılacak yazıları babana yazdırırlardı. Dedem Hoca Süreyya Efendi “Canip Efendinin yazdığı dilekçe vazife görür geriye dönmez” derdi. Cümlesini ULU TANRIM RAHMETİNE kavuştursun ÂMİN.

Bu güne kadar görüşememiz eski kardeşliğimizin üzerine hiçbir gölge düşürmedi ve düşüremez. Seni çok özledim. İnşallah yakında görüşür eski günleri yad etmeye vesile oluruz. Tüm ailem özellikle eşim ve ben seninle iftihar etmekteyiz. Ulu tanrıdan sıhhat ve afiyet temennilerimizle sevgi ve başarılar dileriz.İşte böyle İzzet geç de olsa seni ve eski anıları baş başa bırakıyorum. Sağlıcakla kal.


Mahalle ve Okul Arkadaşın
Muhsin Karamanoğlu


İzzet Baysal'ın Muhsin Karamanoğlu'na Cevabı:

İstanbul, 8 Mayıs 1995

Sevgili Kardeşim Muhsin,

22 Nisan tarihli mektubunu aldığım zaman ne kadar memnun olduğumu bilemezsin.. Her zaman takdir ettiğim güzel kaleminle sanki bana zamanı geri getirdin; gençliğimi tekrar yaşar gibi oldum.. Beraber geçirdiğimiz o her zaman aranacak günler sanki geriye geldi..
Annemi hatırladım, Beyköyünden, iki yanından sarkan dolu heybeleri arasında, eşeği üstünde şehre dönerken.. Rahmetli babamı hatırladım, dükkanının köşesinde bağdaş kurmuş, avucuna yerleştirdiği kağıda kamış kalemiyle arzuhal yazarken.. O ve rahmetli baban, nur içinde yatsın, Bolunun mutemedi Süreyya efendiyi Lordlar kamarasında ciddi konuları tartışırlarken... Biz gençler, hatırlarsın, o kahveye giremezdik, fakat buna rağmen içeride Bolu’nun her türlü sorununun Bolu’yu sevenler tarafından tartışıldığını çok iyi bilirdi.
Bahsettiğin kavgalarımızı da çok iyi hatırlattın bana... Bugün herkesin dilinden düşürmediği SERBEST REKABETİ bizler o günlerde, bilmeden de olsa daha iyiye ulaşabilmek için aramızda bu münakaşalarla başlatmışız meğerse.. Birincilik, ikincilik yarışmalarının güzel kavgaları..
Ben mektubunu okurken hatırladım, sen de hatırlayacak mısın bilmem, birinde Karaçayır Camii önünde birkaç arkadaşınla üzerime çullanmıştınız da, rahmetli ağabeyim iri cüssesiyle imdadıma yetişmiş, hepinizi çil yavrusu gibi dağıtmıştı..
Bu yaşlılık günlerimizde o gençlik günlerini hatırlayabilmek ne güzel!.

Geçen günleri ne kadar da arıyoruz... Ancak bu yaşa rağmen ben eminim ki gelecek günleri de geçtikleri zaman aynı özlemle arayacağız.. Onun için ben diyorum ki hiçbir zaman Allahımıza şükretmekten geri kalmayalım... Onun ne iyi kulları imişiz ki bize bu günlerimizi görmeyi nasip etti.. Ne iyi kulları imişiz ki bizi topluma yararlı, vicdanları bu kadar yılın yükü altında dahi HÜR insanlardan yaptı..
Ben de seni özledim, sevgili arkadaşım..Ben de tekrar görüşebilmeyi ümit ediyorum..Kader bu, bilinmez, yazımız yazılmış, çizgimiz çizilmiş, nerede, ne zaman belli olmaz, bakarsın bir gün, 910 ve 920'li yılların iki genci, 990’ların, kim bilir belki de 2000’li yılların iki ihtiyarı olarak karşılaşırlar..O güne kadar Allah her ikimize de sevdiklerimizle birlikte yaşamayı sağlıklı ihsan etsin..

Gözlerinden öper, kıymetli Eşin Adalet hanıma da sevgi ve saygılarımı iletirim..

Arkadaşın,
İzzet Baysal